Tıp Fakültesi

Hekimliğe İlk Adım Programı

09.06.2026

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Hekimliğe İlk Adım” programı, genç hekimlerin meslek hayatına hazırlık sürecine katkı sunmak amacıyla gerçekleştirildi.

Programda, tıp fakültesi eğitimini tamamlayan genç hekimlerin mesleki sorumluluk, etik bilinç, klinik yaklaşım ve insan merkezli hekimlik anlayışıyla sahaya hazırlanmasının önemi vurgulandı.

Açılış konuşmasını yapan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sadrettin Pençe,  
Sevgili genç meslektaşlarım, Hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Hekimliğe İlk Adım” programına hoş geldiniz. Bugün burada yalnızca bir eğitim programının açılışını yapmıyoruz. Bugün, tıp fakültesi sıralarında başlayan uzun bir yolculuğun, hekimlik sorumluluğuna dönüştüğü önemli bir eşiğe şahitlik ediyoruz. Bugün burada, yıllarca öğrenci olarak emek veren genç insanların, artık toplumun sağlığına emanet edilecek genç hekimlere dönüşmesini konuşuyoruz. Bu nedenle bugünün anlamı büyüktür.

Bu nedenle bu programın adı da son derece yerindedir:

“Hekimliğe İlk Adım.”

Sevgili genç meslektaşlarım,

Sizler yıllar boyunca çok çalıştınız. Zor sınavlardan geçtiniz. Uykusuz kaldınız. Bazen yoruldunuz. Bazen kendinizi sorguladınız. Bazen “Acaba başarabilecek miyim?” diye düşündünüz. Ama vazgeçmediniz. Bugün artık yalnızca tıp fakültesini bitiren öğrenciler değilsiniz. Bugün itibarıyla sizler, insanın hayatına, acısına, korkusuna ve umuduna dokunacak genç hekimlersiniz. Bu yüzden sizlere “sevgili öğrenciler” diye değil, özellikle “sevgili genç meslektaşlarım” diye hitap etmek istiyorum. Çünkü artık aynı mesleğin mensuplarıyız. Aynı sorumluluğu taşıyoruz. Aynı büyük emanete sahip çıkıyoruz. Hekimlik, yalnızca hastalıkları tanımak değildir. Hekimlik, insanı anlamaktır. Hekimlik, yalnızca reçete yazmak değildir. Doğru zamanda doğru kararı verebilmektir. Hekimlik, yalnızca bilgi sahibi olmak değildir. Bilgiyi vicdanla, dikkatle ve sorumlulukla kullanabilmektir. Bir hasta size geldiğinde çoğu zaman yalnızca bir şikâyet getirmez. Korkusunu getirir. Endişesini getirir. Ailesinin beklentisini getirir. Bazen çaresizliğini getirir. Bazen de son umudunu getirir. İşte bu nedenle hekimlik, insanın insana en derin temas ettiği mesleklerden biridir.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Tıp fakültesinde sizlere anatomi öğretildi. Fizyoloji öğretildi. Biyokimya, patoloji, farmakoloji öğretildi. Hastalıkların mekanizmaları anlatıldı. Tanı yöntemleri, tedavi yaklaşımları ve klinik karar süreçleri gösterildi. Ancak meslek hayatına başladığınızda göreceksiniz ki, kitaplarda yazmayan başka bir alan daha vardır. O alan, hastanın gözlerindeki beklentidir. O alan, hasta yakınının yüzündeki kaygıdır. O alan, nöbetin en yorgun saatinde bile doğru kararı verebilme sorumluluğudur. O alan, bazen susarak dinleyebilmektir. Bazen sade bir cümleyle güven verebilmektir. Bazen de tüm bilimsel gücünüzü kullandığınız halde sonucu değiştiremeyeceğinizi bilmenin ağırlığını taşıyabilmektir. Bu meslek size büyük bir itibar kazandırır. Ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yükler. Çünkü hekim, toplumun en kırılgan anlarında başvurduğu kişidir. İnsanlar sağlıklıyken pek çok şeyi erteleyebilir. Ama hastalık geldiğinde gözler hekime döner. Bu güven çok kıymetlidir. Bu güveni korumak bilgiyle olur. Ahlakla olur. Merhametle olur. Dikkatle olur. Ve en önemlisi, insanı hiçbir zaman bir vaka numarasına indirgememekle olur.

Değerli genç meslektaşlarım,

Bizim tıp geleneğimiz yalnızca teknik bilgiye dayanan bir gelenek değildir. Anadolu’nun yetiştirdiği büyük hekimler, tıbbı daima insanı merkeze alan bir anlayışla ele almışlardır. Hacı Paşa, Anadolu tıbbının önemli isimlerinden biridir. Onun hekimlik anlayışında hastalık yalnızca bedendeki bir bozulma olarak görülmez. Hekimin görevi, hastayı bütün yönleriyle değerlendirmektir. Çünkü insan yalnızca organlardan ibaret değildir. İnsanın bedeni vardır. Ruhu vardır. Yaşadığı çevre vardır. Korkuları, alışkanlıkları ve hayat şartları vardır. Bugün modern tıbbın “bütüncül yaklaşım” dediği anlayış, bizim kadim hekimlik mirasımızda da güçlü biçimde vardır.

Hacı Paşa’nın temsil ettiği çizgi bize şunu hatırlatır:

Hekim hastalığı tedavi ederken, hastayı ihmal edemez. Çünkü tedavinin muhatabı yalnızca hastalık değil, insandır. Sabuncuoğlu Şerefeddin ise yalnızca teorik bilgiyle yetinmeyen, gözleme ve uygulamaya büyük önem veren bir hekimdir.

Cerrahi uygulamaları, çizimleri ve klinik gözlemleriyle bize çok önemli bir mesaj bırakmıştır:

Hekim, gördüğünü dikkatle değerlendirmeli, bildiğini uygulamayla sınamalı, hastasına zarar vermemek için her adımını özenle atmalıdır. Bu yaklaşım bugün de geçerlidir. Çünkü iyi hekimlik ezberle değil; dikkatle, gözlemle ve sürekli öğrenmeyle gelişir.

Sabuncuoğlu’nun mirası, genç bir hekime şunu söyler:

Hastana dikkatle bak. Elindeki bilgiyi özenle kullan. Her müdahalede sorumluluğunu hatırla. Şanizade Mehmed Ataullah Efendi ise Osmanlı modernleşme döneminde tıbbın bilimsel temellerle yenilenmesi gerektiğini savunan önemli hekimlerden biridir.

Onun temsil ettiği çizgi bize şunu hatırlatır:

Hekim, çağının bilgisini takip etmek zorundadır. Çünkü tıp durağan değildir. Tıp değişir. Bilgi değişir. Tedavi değişir. Teknoloji değişir.

Ama değişmeyen bir şey vardır:

Hekimin insana karşı sorumluluğu. İşte sizler, bu büyük mirasın bugünkü temsilcilerisiniz. Bir yanınız modern bilimle, kanıta dayalı tıpla, teknolojiyle ve güncel kılavuzlarla güçlü olacak. Diğer yanınız ise merhametle, adaletle, nezaketle ve vicdanla ayakta duracak. Çünkü yalnızca bilgili olmak yetmez. İyi hekim olmak için bilgiyi insan onuruna yakışır biçimde kullanmak gerekir.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Önümüzdeki üç gün boyunca çok önemli başlıklar ele alınacak. Anafilaksi ve akut alerjik reaksiyonlar konuşulacak. Göğüs ağrısına yaklaşım, EKG okuma ve STEMI yönetimi değerlendirilecek. Nefes darlığı, karın ağrısı, multitravma, inme ve şiddetli baş ağrısı gibi acil klinik tablolar üzerinde durulacak. Hemogram okuma, anemi, pediatrik sık başvurular, diyabet ve hipertansiyonda ilk reçete, dermatolojik sorunlar, jinekolojik aciller ve psikiyatrik yaklaşım gibi başlıklar işlenecek. Adli raporlama, ölüm belgesi, zehirlenmeler, rapor düzenleme, zor hasta ile iletişim, antibiyotik tedavisi, sıvı ve elektrolit yönetimi gibi meslek hayatınızda çok sık karşılaşacağınız konular da bu programda yer alacak. Bu başlıkların her biri önemlidir. Çünkü sahada karşılaşacağınız hasta, çoğu zaman ders kitabındaki düzenli başlıklarla gelmez. Hasta size ağrısıyla gelir. Ateşiyle gelir. Nefes darlığıyla gelir. Travmasıyla gelir. Korkusuyla gelir. Ve sizden doğru yönlendirme, doğru müdahale ve güven bekler. Bu programın amacı yalnızca bilgi vermek değildir. Asıl amaç, sizleri sahaya daha güçlü hazırlamaktır. Bu program, fakülte eğitimi ile gerçek meslek hayatı arasında bir köprü niteliğindedir.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Meslek hayatınızda bazı anlar hiç unutulmaz. İlk nöbet unutulmaz. İlk reçete unutulmaz. İlk acil hasta unutulmaz. İlk defa yalnız karar vermek zorunda kaldığınız an unutulmaz. İlk kurtardığınız hasta da unutulmaz. İlk kaybettiğiniz hasta da unutulmaz. Bu meslek size büyük mutluluklar yaşatacak. Bazen bir çocuğun iyileşen yüzünde bu mutluluğu göreceksiniz. Bazen yaşlı bir hastanın duasında hissedeceksiniz. Bazen bir hasta yakınının “Allah razı olsun doktor bey, doktor hanım” sözünde bütün yorgunluğunuzun hafiflediğini fark edeceksiniz. Ama bu meslek zaman zaman sizi zorlayacak. Yorulacaksınız. Uykusuz kalacaksınız. Ağır kararlar vereceksiniz. Bazen haksız anlaşılacaksınız. Bazen elinizden gelenin en iyisini yaptığınız halde sonuç istediğiniz gibi olmayacak. İşte o zamanlarda sizi ayakta tutacak şey, mesleğinizin anlamı olacaktır. Çünkü hekimlik yalnızca yapılan iş değil; taşınan bir emanettir. Bu emaneti güçlü taşıyabilmek için üç şeyi hiç kaybetmeyin. Birincisi, öğrenme aşkınızı kaybetmeyin. Çünkü tıp sürekli yenilenir. Mezuniyet, öğrenmenin sonu değildir. Asıl öğrenme çoğu zaman mezuniyetten sonra başlar. İkincisi, vicdanınızı kaybetmeyin. Yoğunluk, yorgunluk ve sistemin zorlukları içinde bazen insanın duyguları körelebilir. Buna izin vermeyin. Her hastanın bir ailesi olduğunu, bir hayatı olduğunu, bir hikâyesi olduğunu unutmayın. Üçüncüsü, meslek ahlakınızı koruyun. Bilginiz sizi güçlü kılar. Ama ahlakınız sizi saygın kılar. Bir hekimin en büyük sermayesi yalnızca diploması değildir. Güvenilirliğidir. Dürüstlüğüdür. Sorumluluk duygusudur. Hastasına ve mesleğine sadakatidir.

Değerli genç meslektaşlarım,

Bugün sizlere büyük cümleler kuruyoruz. Çünkü hekimlik büyük bir meslektir.

Ama şunu da bilmenizi isterim:

İyi hekimlik çoğu zaman küçük görünen davranışlarda saklıdır. Hastanın göz hizasına inmekte saklıdır. Anlaşılır konuşmakta saklıdır. Korkmuş bir hastaya güven vermekte saklıdır. Bilmediği konuda danışmaktan çekinmemekte saklıdır. Bir tetkiki isterken gerçekten gerekli olup olmadığını düşünmekte saklıdır. Bir antibiyotiği yazarken toplum sağlığını da hesaba katmakta saklıdır. Bir raporu düzenlerken hukuki ve etik sorumluluğu unutmamakta saklıdır. Bir ölüm belgesi yazarken insan hayatının son anına gösterilmesi gereken saygıyı korumakta saklıdır. Yani hekimlik, büyük ideallerle küçük dikkatlerin birleşimidir.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Sizlerden beklentimiz büyüktür. Ama bu beklenti bir yük gibi görülmemelidir. Bu, sizlere duyduğumuz güvenin ifadesidir. Biz sizlere güveniyoruz. Hocalarınız sizlere güveniyor. Aileleriniz sizlere güveniyor. Bu ülkenin insanları sizlere güvenecek. Gittiğiniz her yerde İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin adını, emeğini ve değerlerini temsil edeceksiniz. Bilimden ayrılmayın. İnsandan uzaklaşmayın. Ekip çalışmasını önemseyin. Hemşire arkadaşlarınızla, sağlık personeliyle ve meslektaşlarınızla saygı içinde çalışın. Çünkü sağlık hizmeti tek kişinin omuzlarında yükselmez. Sağlık hizmeti ekip ruhuyla güçlenir. İyi bir hekim, iyi bir ekip arkadaşıdır. İyi bir hekim, gerektiğinde sorumluluk alan; gerektiğinde danışan; gerektiğinde dinleyen kişidir.

Şunu da unutmayın:

Hata yapmamak için en güçlü araçlardan biri tevazudur. “Ben bunu bilmiyorum, öğrenmeliyim” diyebilen hekim gelişir. “Bu hastada emin değilim, danışmalıyım” diyebilen hekim hastasını korur. “Bu konuda güncel bilgiye bakmalıyım” diyebilen hekim mesleğini doğru yapar. Tıpta kibir tehlikelidir. Çünkü tıp, insana her gün yeniden öğrenmesi gerektiğini hatırlatan bir alandır.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Bugün burada bir başlangıç yapıyorsunuz. Bu başlangıcın sizler için hayırlı olmasını diliyorum. Meslek hayatınızda bilgiyle güçlenmenizi, vicdanla yol almanızı, bilimle ilerlemenizi, insana saygıdan asla ayrılmamanızı temenni ediyorum. Bu programın hazırlanmasında emeği geçen tüm hocalarımıza, koordinatörlerimize, idari ekibimize ve katkı sağlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum.

Siz sevgili genç meslektaşlarıma ise şunu söylemek istiyorum:

Yolunuz uzun olabilir. Zaman zaman yorucu olabilir. Ama çok anlamlı bir yol seçtiniz. İnsan hayatına dokunacaksınız. Acıyı azaltacaksınız. Umudu büyüteceksiniz. Bilgiyi şifaya dönüştüreceksiniz. Allah yolunuzu bahtınızı açık etsin. Bilimin ışığı, vicdanın sesi ve insan sevgisi daima rehberiniz olsun. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sağlıcakla Kalınız.