TIP FAKÜLTESİ

Dekanın Mesajı

Dekanın Mesajı

Tıp, bir bilim değil, bir sanat dalı olarak nitelenir. Esasında tıp çok sayıda bilim dalının kesiştiği ve yeryüzünün en muhteşem sanat eseri olan insanla buluştuğu bir kavşağı temsil eder.

Tıp, insanlığın en saygın mesleklerinden biridir. Tıbbın saygınlığı “insanla” olan bağlantısından ileri gelir. Bu nedenle insanı beden, organ, doku ve hücre seviyesine indirgediği anda tıp anlam derinliği ile birlikte saygınlığını da büyük ölçüde kaybeder, alınır-satılır bir metaya dönüşür. Bu durum toplumun farklı arayışlara, yanlış yollara sürüklenmesine neden olur.

Mesleki saygınlığın ilk halkası bireysel saygınlıktır. Bunun öncelikli şartı, doğru ve yeterli bilgi sahibi olmak, bilgiyi doğru yorumlayabilmek, kendini sürekli geliştirerek yenilemek, bilgisini paylaşarak çoğaltmak, etik ilkelere uymak, yetki ve sınırlarını bilmek, dürüst ve güvenilir olmaktır.

Tıp mesleğinin saygınlığı hasta saygınlığının bir türevidir. Hasta önce insandır. Onun bedeni kadar “insani” yönüne de önem verilmesi, anlayacağı şekilde bilgilendirilmesi, güveninin kazanılması, endişelerinin giderilmesi, kararlarına saygı gösterilmesi ve mahremiyetinin korunması gerekir.

Tarihin derinliklerinden geleceğe doğru akıp giden, sürekli yenilenerek değişen ve gelişen tıp, çok sayıda kolu olan büyük bir nehir gibidir. Bu nehirden beslenen her tıp mensubunun, kendi saygınlığı ile birlikte bu nehrin temiz kalmasına, beslenmesine, doğru yönde akmasına gayret etmesi kolektif sorumluluğun bir gereğidir. Bunun için tüm meslektaşları, hocaları, öğrencileri, takım arkadaşlarıyla uyum içerisinde bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunması, yakın çevresindekilerin daha etkin ve başarılı olmasına katkı sağlaması, onların hata ve eksiklerini telafi etmeye çalışması bu kolektif sorumluluğun en önemli yanıdır. Sağlık alanıyla ilgili her bir bireyin daha etkin ve verimli olmasına katkıda bulunmak esasında hastaya hizmetin bir başka boyutudur. 

Tıp Fakültemizin Değerli Mensupları,

Bilimsel bilgi, kanıta dayalı olarak üretilen fakat her an yanlışlanabilir veya doğrulanabilir varsayımlar olarak tanımlanır. Bilimsel bilginin her zaman açık ve sağlam kanıtlara bağlanamaması, doğru ve isabetli şekilde yorumlanamaması veya bazen de birbiriyle çelişen yorumlara elverişli olması tıbbi bilgi ve görüşlerin sürekli şekilde güncellenmesini gerektirir. Bunun en etkin ve kolay yolu paylaşmaktır. Paylaşıldıkça bilgiler güç kazanır, çoğalır ve etkinleşir. Ulusal ve uluslararası bilimsel etkinlikler, kongreler, makaleler ve benzeri çalışmalar bu dinamizmin vazgeçilmez araçlarıdır.

Ancak her şeyden önce, eğitim ortamını şekillendiren değerler sistemi sürekli bir iletişim ve etkileşimle eğitimin başarısını etkileyen en önemli unsurdur. Dayanışma, ekip faaliyetleri ve olumlu rol modeller motivasyonun temel dinamosudur. Tıp bilimi multi-disipliner özelliği ile tam bir ekip faaliyeti ve işbirliği gerektirir.

Cevheri mücevhere dönüştüren şey şüphesiz ki tabi tutulduğu işlemlerdir. 

Sevgili Öğrenciler,

Tıp eğitimi okul hayatı ve programlanmış derslerle sınırlı olmayan, sürekli gelişen, yenilenen, meslek hayatı boyunca devam eden dinamik bir süreçtir. Teoriden çok pratiği, bireysel faaliyetten çok takım çalışmasını gerektirir. Bütün bunlar ancak karşılıklı saygı, sevgi ve güven ortamında gerçekleşebilir.

Eğitim sürekli yenilenmektedir.

Bilgi, teknoloji ve iletişim alanındaki muazzam gelişmeler mesafeleri ortadan kaldırdığı gibi eğitim süreçlerini de zaman ve mekân sınırlarının ötesine taşımıştır. Bütün bunlar, sanılanın aksine, kurumsal eğitim rehberliğini yok etmemiş, tam tersine çok daha gerekli ve anlamlı hâle getirmiştir. Zira, yeterliliği ve güvenilirliği kuşkulu sınırsız bilgi kaynağı arasından uygun ve gerekli olanlarını seçip değerlendirmek, doğru şekilde yorumlayabilmek başlı başına etkin bir rehberliği gerektirir. Doğru seçim yapabilmek işin özünü, mahiyetini anlamayı gerektirir. Özü anlayabilmek için de ilişkili olduğu bütün hakkında yeterli bilgi sahibi olunmalıdır. Bütünden kopuk şekilde detaylara takılmak alan körlüğüne, hedef sapmasına yol açar.

Bilgiyle düşünülür, düşünceyle bilinir.

Bilgi tek başına iş görmez, bilgi düşünceyle mayalanır. Bilginin işlevi anlamak, anlamlandırmak ve düşünceyi harekete geçirmektir. Bilgi unutulabilir, fakat onun düşünülmesiyle oluşmuş olan bilinç geriye kalır ve bu da kültürü oluşturur.

Bilgi yük vagonlarına, düşünce ise onları hareket ettiren lokomotife benzetilebilir. Düşünceyi beslemeyen, harekete geçirmeyen ezberci ve aktarmacı eğitim modeli ile bilim yolculuğu yapılamaz. Öğrencilik bilgileri toplamak ve depolamak değil, bilgi süreçlerini anlamak, gerekli bilgi kaynaklarına erişebilmek, onları kullanabilmek, doğru yorumlayabilmek, kısacası öğrenmeyi öğrenmek, paylaşmak ve özgün değerler üretebilmektir. Eğitimin başarılı olmasında anlama, anlatma, soru sorma, tartışma, yorumlama, önceki bilgilerle bütünleştirip sentez yapma gibi zihinsel aktiviteler son derece önemlidir. Bütün bunlar eleştirel bakış açısıyla kazanılabilir. Eleştirel bakış; sebepleri, sonuçları, temel ilişkileri ve değişen koşulları ile olguların derinlemesine değerlendirilmesini gerektirir. Bunun için öğrencinin edilgen konumdan uzaklaşarak kendi eğitiminin aktif sorumluluğunu üstlenmesi gerekir.

Neticeyi etkileyen en önemli husus öğrenme sürecinin mahiyetidir. Hazır bilgiler düşünce, muhakeme ve üretimi harekete geçirmede yetersiz kalacağı gibi; eksik, çarpıtılmış yahut gizlenmiş veya abartılı veriler içerme ihtimali olan bu bilgiler aynı zamanda önyargı ve yanlış yönlendirmelere de neden olabilir.

Buna karşılık, aktif eğitim tarzı kişiye kendi gözlem ve deneyimini de katarak özgün bir öğrenme imkânı sunar; farklı alternatifleri birlikte değerlendirme, yorumlama ve eleştirel yaklaşım kabiliyeti kazandırır.

Sevgili Öğrenciler,  

Şunu asla göz ardı etmemelisiniz ki, gerçek daima mevcut bilinenlerin ötesindedir. Bu nedenle mevcudu taklit ve kopya etmek yerine bu birikimi kullanarak daha ileriye, daha özgün değerlere doğru kanat çırpmalısınız. Aksi hâlde geleceği yakalayamazsınız. Bugünün doğruları sizlerin yarınki yanlışları olabilir. Nitekim düne ait pek çok doğru bugünün yanlışları kervanına katılmış durumdadır.

Şunu unutmayınız ki, gerçeğe ulaşabilmek gerçek bir çabayı gerektirir. Öncelikle doğru hedefe doğru yöntemlerle yönelmek, yılgınlığa düşmeden sabırla doğru yere bakmak, doğru algılamak ve doğru yorumlamak, bütün bunları yaparken de birikimleri paylaşarak çoğaltmak, insanlığın ortak bilgi havuzuna katkıda bulunmak gerekir.

Sevgili Öğrencilerimiz,

Tıbbın geleceği sizlersiniz. Bunun için kendinizi donanımlı bir şekilde inşa etmelisiniz. Güzel bir inşa doğru bilgi, uygun proje, kusursuz malzeme ve mükemmel işçilik gerektirir. Bu süreci yürütecek olan sizlersiniz. Okul size ancak rehberlik hizmeti sunacak, yol işaretlerini gösterecektir. Bunları doğru değerlendirmek tamamıyla size bağlıdır.

Kendinizi geleceğe hazırlarken sadece tıbbi bilgilerle yetinmemelisiniz. Mesleki bilgiler yanında iyi seviyede yabancı dil, bilimsel araştırma yöntemleri, tıp etiği, tıp hukuku, sağlık yönetimi, sağlık ekonomisi gibi birçok alanda bilgi ve tecrübeye ihtiyaç duyacağınızı unutmayınız.

Gelişim sınırsızdır, gelişimin en büyük engeli kendini yeterli görmektir.

Şu hususu tekrar vurgulamak gerekir ki tıp alanındaki aşırı bilgi birikiminin öğrenme kapasitesini oldukça aştığı bir gerçektir. Mevcut bilgilerin de önemli bir bölümü kısa sürede geçerliliğini kaybedebilmektedir. Bu durum tıp mensuplarının meslek yaşamları boyunca kendilerini geliştirmelerini, yenilemelerini zorunlu kılmaktadır. Bu alışkanlığın fakülte yıllarında kazanılması gerekmektedir.

Bilgisizliğin en tehlikelisi bilmediğini biliyor sanmaktır.

02.02.2015

Prof. Dr. Mustafa SAMASTI

Dekan